FB TW GG PIN NWS

Hamparsum notası

Hamparsum notası

Türk ve Doğu mûsikisinde El Kindi'den bu yana değişik bestekâr ve müzikologlar nota sistemleri geliştirdiler. Ancak diğer bestekârlarca benimsenmeyince bunlar kalıcı olmadı. Türk mûsikisinde notanın gerçekten yaygın ve etkili şekilde kullanılışı ilk kez Hamparsum notası ile oldu.


Hamparsum nota sistemini 19. yüzyıl başında, Sultan III. Selim'in isteği ve desteği ile Ermeni asıllı büyük müzisyen Hamparsum Limonciyan geliştirdi. Gerek Türk mûsikisinde gerek Gregoryan kilisesi dini musikisinde kullanılan Hamparsum notası, iki yüzyıl boyunca binlerce eserin kaybolmasını önleyerek mûsiki dünyasına paha biçilmez bir hizmet verdi.


Hamparsum notasının kullandığı işaretler, 9. yüzyıl Ermeni kilisesinde ilahî metinlerinin melodik seyrini belirtmek için dizelerin altına yazılan "Khaz" notasyonundan alınmıştır. Ancak o dönemdeki müzik ve nota anlayışı bugünkünden tümüyle farklıydı, bu işaretler belli perdeleri - sesleri temsil etmiyordu. Bu nedenle Limonciyan bu işaretleri tamamen yeni bir anlayışla yorumlayarak yeni ve modern bir nota sistemi geliştirdi.


Hamparsum notası, genellikle çizgisiz, düz kâğıda, çoğunlukla sanılanın aksine, ilk oluşumundan bu yana soldan sağa doğru yazılır.


Günümüze kadar gelen Hamparsum nota sistemi, yaklaşık olarak ney'in ses hacmini, yani 3 oktavı kapsar. Her oktav, Türk mûsikisinin 7 ana perdesi (Rast, Dügâh, Segâh, Çargâh, Neva, Hüseynî, Eviç) ve makamlara göre değişik arızaları temsil eden 7 arızalı perde için toplam 14 işaretten oluşur.



Usûller ve onların alt unsurları olan ölçüler, :: ve : işaretleri ile birbirinden ayrılır. Usûlün en alt birimlerini belirtmek için de, notalar kelimeler gibi gruplaştırılarak yazılır.


Notaların değerleri, üzerlerine konan · ' " ° °° gibi işaretlerle belirtilir. Ancak aynı usûl birimi içinde birbirini izleyen notalarda değer değişmiyorsa, bu işaret bunlardan yalnızca birincisi üzerine konur.


Aralar / Es'ler için (aşağıda, notalarla aynı sırada yazılmak üzere) değerlerin işaretlerinin aynı kullanılır. Bundan başka nota yazımının kapsamında geri dönüş / tekrarlar için senyo işareti ve dolaplar için parantezler vardır...


Hamparsum Notası. Limonciyan, 1813-1815 yılları arasında Aziz Nerses Şınorhali Katoğikos’un ilâhilerini notaya alırken devrin nota sistemindeki bazı eksiklikler sebebiyle yeni bir nota sistemi meydana getirme ihtiyacını duymuştu. Ortaçağ Avrupası’nda kullanılan nota işaretlerinden doğmuş olan Ermeni “neuma” notasına dayanarak geliştirdiği bu sistemde nota karakterleri Ermeni alfabesindeki bazı harflerin stilize edilmesiyle oluşmuştur. Batı notası gibi soldan sağa yazılan, bir sekizlide on dört sesin yer aldığı bu sistemde ana sesleri gösteren işaretlerin başına bir (~) konularak ara sesler, altına kısa bir çizgi çizilerek bir oktav tiz sesler ifade edilir. Porteye ihtiyaç duyulmayan Hamparsum nota yazımında seslerin değerleri notaları gösteren işaretlerin üstüne konulan nokta, küçük çizgi ve dairelerle, “sus”lar da (es) yine aynı nokta, küçük çizgi ve dairelerin tek başına kullanılmasıyla gösterilmiştir. Bu nota sisteminde bemol, diyez ve bekar gibi değiştirme işaretleri bulunmadığı için donanım da söz konusu değildir. Hamparsum notasındaki yedi ana ses eski Ermeni notalarının isimleriyle adlandırılmış, ancak Guido d’Arrezo’nun nota heceleme metodu örnek alınıp kısaltılarak kelimelerin baştaki ilk heceleri kullanılmıştır.


Hamparsum Limonciyan
Beste ve derin incelemeleriyle tanınan Hamparsum Limonciyan İstanbul'da doğmuştur. Hamparsum Limonciyan'nin en dikkate değer özelliği Türk Musikisi ile Batı musikisini bilgi olarak aynı eşitlikle şahsında toplamasıdır. Gregoriyen Ermeni kiliselerinde koro ve ilahi dersleri verirken, Beşiktaş Mevlevihanesi'nde Dede Efendi'den Türk Musikisi öğrenimi görmüştür.


Bu arada en mühim hizmetlerinden biri, Abdulbaki Nasır Dede'nin nota yerine kullandığı işaretlerin yetersizliğini görerek yeni bir nota bulmasıdır. Bu buluşuyla Dede Efendi'nin takdirini kazanan Limonciyan Efendi, kendi adıyla (Hamparsum Notası) diye anılan bu notasıyla birçok bestesinin kaybolmasının önüne geçmiş ve böylece musikimize paha biçilmez bir hizmette bulunmuştur. Bu nota (Giuseppe Donizetti) Donizetti Paşa'nın gelip batı musikisi notasını tanıtıncaya kadar kullanılmıştır.