Biyografi.info : Biyografi, Biyografiler  
Ana Sayfa Dot Biyografiler Dot Biyografi'm! Dot Fotoğraf Galerisi Dot Sinema Dot Ansiklopedi Dot Biyosöz
Üye Girişi Dot Üye Ol
1972-...

Şebnem Ferah

Biyografi, Kimdir, Hayatı

Şebnem Ferah Biyografi Şebnem Ferah Hakkında
   
Şebnem Ferah  
12.Nisan.1972
Müzisyen
Biyografi.info Facebook'ta
Lime Wire Basic İndir

Şebnem Ferah

Türk Rock Müziği'nin kadın vokallerinden, besteci ve söz yazarı.
Biyografi


Şebnem Ferah, 12 Nisan 1972'de Üsküp'den Yalova'ya gelen ailenin üç kızından en küçüğü olarak Yalova'da dünyaya geldi. Küçük yaşta müzikle tanışmasından ailesinin etkisi büyük oldu. İlkokulda mandolin ve solfej dersleri almaya başladı. Liseyi Bursa Özel Namık Sözeri Lisesi'nde yatılı olarak okudu.

İlk kez lise yıllarındayken okul orkestralarında ve küçük topluluklar önünde çalmaya başladı. "Pegasus" adlı grup ile bir süre çalıştıktan sonra 80li yılların başında Bursa'da bir stüdyo sayesinde hayalini kurduğu kız grubu olan "Volvox"u kurdu. 1988 yılında "Volvox" ile birçok yerde sahne alan sanatçının, ODTÜ Ekonomi Bölümü'nü kazanması sebebiyle grup arkadaşlarından uzun bir süre ayrı kaldı. Bu bölümü 2. sınıfta bırakarak İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydoldu.

Grup üyeleri arasından Özlem Tekin gibi isimlerin bulunduğu Volvox'un 1994 yılında dağılmasından sonra Şebnem Ferah, solo çalışmalarına ağırlık verdi. Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun da yardımlarıyla ilk albümü olan "Kadın" 1996 yılında piyasaya çıktı. Bu albümde yer alan "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parça ile kısa sürede büyük bir çıkış yakaladı.

İlk klibini albümün çıkış parçası olan "Vazgeçtim Dünyadan"a geçtikten sonra arkasından aynı albümde yer alan "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı parçalarına klip çekti. 4 Nisan 1997 tarihinde İzmir Ege Üniversitesi'nde verdiği ilk konserinde çok büyük bir ilgiyle karşılandı.

Albüm çalışmasından sonra yurtiçi turnesine çıkan sanatçı bir yandan da bar programlarına devam etti. 1998 yılında büyük bir acı yaşayarak ablasını kaybetmesi üzerine bir süre aktif müzik yaşamından uzak kaldı. Bu uzun sessizliğin ardından 1999 yılında "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı albümünü piyasaya çıkardı. "Bugün" adlı çıkış parçasını yitirdiği ablasına ithaf etti. İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan sanatçı bu albümden ikinci klibini "Artk Kısa Cümleler Kuruyorum"a çekti.

Bis sonraki albüm çalışmasını sürdürürken 17 Ağustos 1999 depreminde babasını kayneden sanatçı, albüm çalışmalarına kısa bir ara verdikten sonra 2001 yılında "Perdeler" adlı üçüncü albümünü piyasaya sürdü. Ozan Tügen, Buket Doran, Metin Türkcan, Aykan İlkan ve Ceren Tügen'den oluşan kendi grubuyla çalışmaya başlayan sanatçı bu albümünde yer alan "Perdeler" adlı parçasını Apocalyptica ile yorumladı.

2003 yılında "Kelimler Yetse" adlı yeni albümü ile sevenleriyle buluşan sanatçı, bu albümden "Ben Şarkımı Söylerken" parçası ile çıkış yaptı. Albüm çalışmalarının yanında düetlere de yer verdi ve Müzeyyen Senar, Polad Bülbüloğlu, Kargo, Teoman, İlgi Özdikmenli, Sezen Aksu, Ogün Şanlısoy, Haluk Levent ve Bülent Ortaçgil gibi isimlerle çalışmalar yaptı.

2 yıl süren hazırlık aşamasından sonra 2005 tarihinde "Can Kırınları" adlı 5. stüdyo albümü ile geri dönüş yaptı. İlk klibi "Can Kırıkları" adlı parçaya çektikten sonra arkasından "Çakıl Taşları" adlı klibi müzik kanallarında gösterilmeye başladı. 10 Mart 2007 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi'nde Orhan Şallıel yönetimindeki İstanbul Senfoni Projesi Orkestrası ile verdiği konserin DVD'si ve CD'si sanatçının ilk konser albümü olarak piyasaya sunuldu. Konser DVD'si Türkiye'de bir ilke imza atarak 500 binin üzerinde satışa ulaştı.

Şebnem Ferah, müzikal çalışmalarının yanında film seslendirme çalışmalarından da bulundu. "Küçük Denizkızı" adlı filmde yer alan "O Dünyada" adlı parçayı seslendirdi. Bazı reklam cingıllarında da karşımıza çıkan sanatçı Akbank'ın reklam müziğini seslendirdi.

Şebnem Ferah'ın "Can Kırıkları" albümünün piyasaya çıkmasından kısa bir süre sonra Akşam Gazetesi'ne verdiği röportaj :

Bazı sanatçıların albümü dinledikçe beğenilir. Sizinki de böyle... Peki neden böyle bir duygu yaşatıyorsunuz?
Çünkü amacımız, bir-iki parçanın öne çıkması değil. Albümü bir bütün olarak algılanması ve beğenilmesini istiyoruz. Benim bütün albümlerimde de böyle bir duygu yaşıyor insanlar. Bu da albümün daha uzun süre dinlenmesine neden oluyor. Bu da iyi bir şey.

Albümün hazırlık aşamasını anlatır mısınız?
Geçen albüm çıktıktan sonra bir-bir buçuk yıl yoğun bir konser turnesi geçirdik. Ben, albüm çıktıktan ve onun yenilik duygusu geçtikten sonra hemen bir yerlere bir şeyler karalamaya başlarım. Yoğun konser döneminde konsantre olup ince ince çalışmaya başlayamam. Önce dinlenmem gerekiyor. Sonra da her şeyi bırakıp müziğe yoğunlaşırım. Normalde, yaptığım bir şarkıyı kayderim, ertesi gün dinlerken hoşuma giderse üzerinde çalışmaya devam ederim. Bu da bana çok büyük bir gösterge oluyor. Kimi zaman bir parça çok kısa sürede biter. Ben öyle şarkıları daha çok seviyorum. Ve insanlar da tesadüfen çıkan öyle parçaları daha çok seviyor. Martta stüdyoya girdik. Yaklaşık üç buçuk-dört ayda albüm ortaya çıktı.

Müzisyen arkadaşlarınız her zaman beraber olduğunuz isimler sanırım...
Evet. Albümün prodüktörlüğünü Tarkan Gözübüyük yaptı. İlk iki albümde de onunla çalışmıştım. Dokuz yıldır sahnede çalıştığım müzisyen arkadaşlarım yanımdaydı. Hem eğlenceli hem de çok yoğun bir çalışma dönemi paylaştık. Beraber nefes alan, bir sürü şeyi beraber yapan insanların bir arada müzik yapması çok şeyi değiştiriyor. Bazen söze bile gerek kalmadan birbirimizi anlayabiliyoruz. Bu da öncelikle işi yapan insanı da çok tatmin ediyor, çünkü insanın yaşı ve tecrübesi geliştikçe, böyle şeylerin kıymetini biraz daha fazla anlıyorsunuz.

Olgunluk Şebnem Ferahı nasıl değiştirdi?
Elbette bazı şeyler değişiyor. Birincisi bir sürü konuda ilk kez yaşamak var, ikinci-üçüncü kez yaşamak var. Tecrübeleniyorsunuz. Tecrübelendikçe tepkilerinizin boyutu da değişebiliyor. Bunlar elbette ki sözlerime yansıyor. Benim fark ettiğim en büyük yansıma ise, kendi içimde çoklukla halledebildiğimi düşündüğüm şeyleri yeniden yaşıyormuşum gibi geliyor. Kendimi daha cesur buluyorum. Müziğe o kadar emek harcıyorum ki bu da bana özgürlük alanı sağlıyor. Bunlar benim saptadığım olumlu yönler. Zaman ilerledikçe bazı olumsuz etkiler de olabilir. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha kolay yoruluyorsunuz. Ama bunun da önlemini alıyorum. Çünkü yorgunken insan hiçbir şeye konsantre olamıyor. Müzik de konsantrasyon isteyen bir şey. Hayatımı bir müzisyen gibi yaşamak istiyorum. Ara verdiğim zamanlarda da müzikten kopmuyorum.

Albümdeki tüm sözler size ait. Peki Can Kırıkları nasıl doğdu?
Önceki albümden sonra şirkete gelen zarfların birinden bir kitap çıktı. Kitap, Karin Karakaşlı'ya aitti. İsmi ise 'Can Kırıkları'. Kitabın içini görmeden kafamda şarkı çalıyordu. Çok imrendim. Acıya dair güzel ve etkileyici bir ifadeydi. Ama konserler derken hemen oturup yazamadım. O kadar çok beğendim ve albümü de o kadar iyi temsil ediyordu ki, kendisini arayıp hem haber vermek hem de izin almak istedim, çünkü ilham almıştım. Çok memnun oldu. Albümün isim hikayesi işte böyle. Yani benim bulduğum bir şey değil...

Sözlerinizde bu kez aşktan çok söz etmiyorsunuz...
Bu albümde aşk çok az. Daha çok hayata bakış açımı, kendi kendime değerlendirmelerimi ve önerilerimi yansıtmak istedim. İlkel bir ahlak anlayışı, ilkel derken gelişmemiş demek istemiyorum. İnsanların uygarlıkla bütünleşmedikleri bir anlayışı anlatmaya çalıştım. Bunu da önceden oturup planlamamıştım.

Yazarken sizi neler besliyor?
Eğer üretiyorsanız, sinir uçlarınız hem kendi hem de etrafınızdaki hayat karşı çok duyarlı oluyor. İlla çok büyük şeyler yaşamak gerekmiyor. Mesela o kitaba bakıp, onu yanlış okuyabilecek veya hemen algılayabilecek biri de olabilir... Ben ikinci örnekteyim. Bu anlamda sünger gibiyim. Geçen albümde fazlaca aşka dair sözler vardı. Bunu da kendimce farklı ifade ettiğimi düşünüyorum. Bir konuda çok konuştuğunuzda aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorsunuz. Bir yaştan sonra da insani taraf daha duyarlı oluyor. Yani ahlakın ne kadar önemli bir mefhum olduğunu görüyorsunuz. Klişeleşmiş namustan söz etmiyorum. İnsanların kendi ahlaklarını üretebilmesinin ne kadar önemli bir şey olduğunu ve bunu yapmadığımızda ne kadar büyük bir eksiklik içersinde yüzdüğümüzü sık fark eder oluyorsunuz. Demek ki, benim de içimde büyük bir etki alanı yaratmış ki, böyle sözler çıktı. Herkes nasıl rahat ediyorsa öyle yaşamalı. Ama toplu olarak yaşadığınızda sizin rahatlığınız, başkaların rahatsızlığı oluyor. Kendimce öneriler sunuyorum. Birinin duygularına çamur mu sürmek istiyorsun? Önce senin ellerin kirlenecek... Bu kirliliğin içinde önce sen olacaksın diyebilmek hoşuma gidiyor. İnsani değerlerimizi kaybettiğimizi düşünmüyorum. Herkes içinde bir yürek taşıdığı sürece bunların kaybolmasına imkan yok. Herkese mesaj vereceğim diye bir kaygım yok. Birileri bunu alıyor ve evine yani hayatına sokuyor. Zamanına ortak oluyorum. Türkiye'de artık müziğin çok içi boşaltıldı. Günlük hayatımda da sıkkınlığımı yanımdakine aktarmam. Bunu yapmak yerine anlarımızı güzelleştirmeye çalışırım. Ve birilerinin üç-beş dakikalık duygu yoğunluğuna ortak olabiliyorsam, bu benim için kıymetli bir şey. Ben bunun için hep çalışırım.

Konserleri yoğun geçen de bir sanatçısınız. Konser öncesi değişik bir ruh haline bürünüyor musunuz?
Yaklaşık 20 yıldır sahneye çıkıyorum. Son on yıldır da profesyonel olarak sahnedeyim. Ondan öncesinde de gruplarım vardı. Yani 15-16 yaşından beri sahnedeyim. Buna rağmen zaman geçip, tecrübeler arttıkça heyecanı yeneceğimi zannediyordum. Sonra anladım ki, bırakın bunu yenmeyi asla kaybetmemek gerektiğini gördüm ama heyecan bazen de ömür törpüsü olabiliyor. Biraz fazla heyecanlanıyorum. Ama bu heyecan elimin, ayağımın birbirine girmesi değil de karın ağrısı veya tansiyon düşüklüğü yaşatıyor. Sahneye çıktığım dakikada da kontrol altına alabiliyorum. Çalışkan biriyim. Çok prova yaparız. Hatta arkadaşlarım neden bu kadar çok prova yaptığımı sorar. Çünkü müzik çalarak güzelleşir diye düşünüyorum.

Sadece çalışmalarıyla var olan ender insanlardansınız. Bunu nasıl beceriyorsunuz?
Ben o alanı sevmiyorum. Klişe bir laf ama ben gerçekten kendimi değil, yaptığım şeyi sunmak istiyorum. Kendinizi sunmak istediğinizde daha çok görünebilirsiniz. Zaten her önüne gelene mikrofon uzatıyorlar, her önüne gelen de konuşuyor. Ancak benim bunu yapmama gerek yok ya da yapmakta bir anlam olduğunu düşünmüyorum. İnsanlarla karşı karşıya geldiğimde ürünümle ilgili saatlerce konuşabilirim. Fakat ben kiminleyim, nerdeyim, nerde dans ediyorum bunları abesle iştigal olarak değerlendiriyorum. Kesinlikle o şeklide yaşayan insanlara da her hangi bir şekilde lafım olamaz. Ama ben o yapıda değilim. Eğer öyle yaşıyor olsaydım yaptıklarımdan bahsedemez hale gelirdim. Yani o taraftaki yolu açtığınızda kimse size bu kız müzisyen, yetenekli gözüyle bakmıyor. Henüz özel hayatla işi arasında sağlıklı bir dengenin kurulduğuna şahit olmadım. Bir şeyler için de özel çaba harcamıyorum. Ünlü bir şahsiyet gibi değil, müzisyen olarak yaşıyorum. Zaman içinde gazeteciler, de kim ne istiyoru idrak ediyor ve saygı gösteriyorlar. Birbirimizin tercihlerine saygı göstermemiz gerekiyor.

Şimdiye kadarki çalışmalarınızdan sonra müziğinizi başka ülkelere götürmeyi istiyor musunuz?
Kim istemez ki? Ayrıca bazı gereksinimleri de barındırdığımı düşünüyorum. En son Los Angeles'a gittiğimde idrak ettiğim şey bunun rock müzik için doğru bir yol olmadığı oldu. Ben tepeden inme bir şarkıcı değilim. Bir gelişim süreci geçirdim. Her şey doğal bir şekilde ilerledi. Yani bazı şeyler için 'istiyorum' demek olmuyor. Her şeyini toplayıp, orada yaşayıp kendini sıfırdan bir kariyer oluşturmaya çalışacaksın. Bu da çocuk oyuncağı değil. Ama masa başında Türkiye'den bir artistin albümünü gönderme şeklinin de yetersiz olduğunu düşünüyorum. Başka bir dilde müzik yapacaksan o kültüre de hakim olmak gerekiyor.

Müziğin dışında nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Çok çalışmak gerektiğini düşünen bir insan olarak, başka yaptığım şeyleri de müziğin etrafına toplamaya çalışıyorum, çünkü ancak bu şekilde kendimizi besleyebileceğimizi düşünüyorum. Çekirdek bir arkadaş çevrem var. Ailem var. Onlarla biraraya gelmek çok hoşuma gider. Zaman zaman yalnız kalmayı ve yaşayabilmeyi severim. Tek başına iyi vakit geçirmeyi becerebilen biriyim. En sevdiğim şeylerden biri de seyahat etmektir.


 

Şebnem Ferah için yapılan aramalar;


Şebnem Ferah, Şebnem Ferah biyografi, Şebnem Ferah hayatı, Şebnem Ferah özgeçmişi, Şebnem Ferah hakkında, Şebnem Ferah doğum yeri, Şebnem Ferah fotoğraf, Şebnem Ferah video, Şebnem Ferah resim

Gündemdeki isimlerden
Arda Turan Gülben Ergen Deniz Baykal Aysun Kayacı Adnan Polat Paris Hilton Monica Bellucci Recep Tayyip Erdoğan
Arda Turan Gülben Ergen Deniz Baykal Aysun Kayacı Adnan Polat Paris Hilton Monica Bellucci RecepTayyip E.

d
Hızlı kişi bul
Yeni eklenen biyografiler
 Zvjezdan Misimovic 01 Eylül 
 Charles Baudelaire 01 Eylül 
 Acun Ilıcalı 30 Agustos 
 Gönül Yazar 29 Agustos 
 Hanefi Avcı 27 Agustos 
1-5 Sonraki Biyografiler
Popüler biyografiler
 Recep Tayyip Erdoğan  
 Filiz Akın  
 Beren Saat  
 Gülben Ergen  
 Türkan Şoray  
1-5 Sonraki Biyografiler
Sizinle aynı gün doğanlar
Popüler fotoğraf galerileri
Megan Fox Fotoğrafları, Resimleri
Özgü Namal Fotoğrafları, Resimleri
Cansu Dere Fotoğrafları, Resimleri
Evangeline Lilly Fotoğrafları, Resimleri
Colin Farrell Fotoğrafları, Resimleri
Beren-Saat Fotoğrafları, Resimleri
Josh Holloway Fotoğrafları, Resimleri
Deniz Akkaya Fotoğrafları, Resimleri
Adriana-Lima Fotoğrafları, Resimleri
Kimdir? Değiştir
Kim söylemiş? Değiştir
Biliyormuydunuz? Değiştir
Şebnem Ferah Biyografi : Şebnem Ferah Hayatı : Şebnem Ferah Özgeçmişi
Biyografi.info    Kullanım Koşulları    İletişim
Copyright 2004-2010 © ACN İnternet.
Biyografi.info'da yer alan biyografi ve makalelerin tümü, Biyografi.info editörleri tarafından hazırlanmaktadır.
Dilediğiniz biyografi ve makaleyi, sitenizde, "Kaynak: Biyografi.info" formatıyla kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
20'den fazla biyografi ya da makaleyi, sitenizde toplu olarak kullanmayı düşünüyorsanız lütfen bizimle temasa geçiniz.
ACN İnternet : Web Tasarım
acn internet : web tasarım