 |
| "Yalan ne kadar büyük olursa, inanan da o kadar çok olur." |
| Adolf Hitler |
|
|
| |
|
| |
1. Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun:"Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti."- H. Taner. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde:"Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde."- A. Gündüz. Kendi, zat:"Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme."- Karacaoğlan. "Kendine, kendi kendini" anlamında birleşik kelimeler türetir. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kan bağı ile bağlı, üvey olmayan:"Çocuğun bu yalanı bir anda onu bana bir öz evlat sevgisiyle bağladı."- R. N. Güntekin. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Dere, çay. Sulak, verimli yer.
|
| |
|
 |
| |
1. compact. compendious. full. genuine. german. own. whole. self. marrow. essence. cream. substance. kernel. extract. essential oil. extraction. quintessence. distillate. distillation. content. core. elixir. entity. epitome. gist. goodness. heartbeat. m. 2. base. compendious. core. essence. essential. extract. gist. guarded. guts. kernel. marrow. meat. nucleus. pith. self. soul. spirit. substance.
|
|
 |
|
 |
"Biyografi.info
Arama Motoru", artık Türkçe, İngilizce,
Almanca Sözlük destekli!
"Biyografi.info Sözlük" |
|
|