FB TW GG PIN NWS

Nargile

Nargile doğu kültürünün bir öğesi olmakta ile birlikte doğuş yerinin Hindistan olduğu zannedilmektedir. Çok farklı kültürlerinin farklı adlandırdıkları bu keyif aracı Araplar tarafından Narcile, İranlılar tarafından da Kalyan diye adlandırılıyor. Asıl nargilenin kökeni ise Farsça’da Hindistan cevizi anlamına gelen Nargilden geliyor. Hindistan’da ortaya çıkan nargilenin ilk örnekleri Hindistan cevizinin içinin çıkarılıp kabuğuna bir kamış sokularak yapılmış. Zamanla Hindistan cevizi yerine kabak kullanılmaya başlanmış. Kullananların sayısı arttıkça porselen ve bronz da nargile için elverişli malzemeler haline gelmiş. Bunları cam, billur, çini hatta gümüş gövdeli nargileler izledi. Hindistan’da doğan nargile, başta İranlılar olmak üzere Araplar, daha sonra da Türk insanı ile tanışmış.


Türk insanının nargile ile tanışması aslında Osmanlı dönemine rastlıyor. O dönemde İran’dan getirilen ve zamanın kahvehanelerinde muhabbetlere eşlik eden tömbeki padişahlar döneminde yasaklanmıştı. Nargile de uzun zaman İstanbul Tophane’de , İzmir Kemeraltı’nda ve Ankara Gençlik Parkı'nda tömbeki olarak sunulmaya başlanmış. Bu nostaljik mekanların müdavimlerini ise genellikle orta yaşın üstündeki insanlar oluşturuyordu. Daha sonraki, yani yakın dönemlerdeki aromalı nargilelerin hayatımıza girmesi ile daha hafif bir içecek haline gelen nargile genç kitle tarafından da tercih edilmeye başlandı.


Nargile; Ser, Lüle, Marpuç ve Şişe olmak üzere temel 4 bölümden oluşuyor. Lüle; tütünün konduğu delikli tabla; Ser, nargilenin uzun gövdesi; Şişe, içinde dumanı filtre eden suyun olduğu ve fokurdamaların geldiği bölüm; Marpuç ise dumanı şişeden alan ve ağza ulaştıran hortuma deniyor. Bir de marpucun ucuna takılan Sipsi var ki hijyenik sebeplerden dolayı her kullanımda değişmesi gerekiyor. Nargilenin en önemli öğesi Tömbeki denilen tütünüdür.


Bu tütün kıyıldıktan sonra geceden ıslanmaya bırakılır ve servisten önce suyu sıkılarak Harbi de denilen çelik şişlerin yardımıyla lülelere yerleştirildikten sonra yine ıslatılmış ancak ikiye bölünmüş ve kalın damarları alınmış bir tütün yaprağıyla sarılır. Daha sonra sere yerleştirilen tömbeki pırnal (çalı görünümlü, kısa boylu bir meşe türüdür ve en değerlisi Fethiye'de yetişenidir.) kömüründen elde edilmiş köz ile yakılır. Yukarıda bahsedilen klasik tömbekinin yanında bugün Mısır'dan getirtilen ve adına bahri veya Arap tömbekisi denilen bir tömbeki türü daha var. Fermente edilmiş meyvelerden elde edilen bu tömbeki türü genç nesle hitap ediyor. Malum tütün biraz ağır kaçabiliyor körpe ciğerlere.. Bu tür tömbekiler, elma, nane, kayısı, çilek, muz, limon, ananas gibi keskin kokulu meyve veya bitkilerden yapılır. Yine ballı, güllü ve en ilginci de kapiçinolu tömbekinin de bulunması. Bu son iki tömbeki çeşidi Suudi Arabistan’dan getirilmekle beraber diğerlerine oranla pahalı.