FB TW GG PIN NWS

Manhattan Projesi

Manhattan Projesi


Manhattan Engineer District (MED), ileride Manhattan-Projesi olarak kısaltılacak ve ABD'nin 2. Dünya savaşı boyunca 1942 yılından itibaren Atom Bombasının geliştirilmesi ve yapılması ile ilgili araştırma ve çalışmaların yapıldığı projenin adı olarak anılmıştır.


Manhattan Projesi, nükleer silah üretmek üzere II. Dünya Savaşı sırasında ABD, Kanada ve İngiltere tarafından başlatılan projedir. Projenin bilimsel başkanlığına fizikçi Robert Oppenheimer, askeri başkanlığına ise General Leslie Richard Groves getirilmiştir.


13 Ağustos 1942 tarihinde Robert Oppenheimer, aralarında Edward Teller, Enrico Fermi, Niels Bohr, James Frank, Emilio Serge, Felix Bloch, Rudolf Peierls, James Chadwick, Otto Frisch, Eugene Wigner, Leo Szilard ve Klaus Fuchs gibi isimlerin de bulunduğu Manhattan Projesi’ne yönetici olarak atandı.


Proje başarıyla sonuçlanmış, 16 Temmuz 1945 tarihinde Trinity adı verilen denemede dünyanın ilk nükleer bombası New Mexico eyaletinin Alamogordo kenti yakınlarında patlatılmıştır.


Kanada'da bu proje kapsamında Port Radium'daki uraninit işleyen Eldorado Maden ocağı'nda hiçbir önlem alınmadan ve radyoaktif bilgilendirme yapılmadan 1942 yılından 1960 yılına kadar çalıştırılan ve radyoaktif cevheri bez çuvallarla taşıttırılan Deline (Délı̨ne) kabilesinden Kızılderili Sahtular arasında kanser sonucu ölümler başgöstermiş ve Deline köyünün bütün yetişkin erkekleri ölmüş ve köyün adı "Dullar Köyü" (village of widows) olarak anılmaya başlanmıştır. 1999 yılında Peter Blow tarafından yapılan Village of Widows adlı belgesel filmde Sahtuların maruz kaldıkları radyoaktif dehşet belgelenmiştir.


Manhattan Projesini başından beri olayları izlemek üzere ‘The New York Times ‘ gazetesinden William Leonard Laurence (1888-1977) seçildi. Tek sivil gözlemci olarak Manhattan projesinin geliştirilmesi yanı sıra, Hiroşima ve Nagazaki’ ye atılan atom bombalarının tanıklığını da yaptı. Savaştan sonra ”Dawn over zero. The story of the atomic bomb “ (Knopf, New York 1946) adlı kitabını yazdı ve iki kez (1937 ve 1946 da) Pulitzer ödülünü kazandı. Olayların tek tanığı olması nedeniyle kendisine “Atomic Bill “ lakabı takılmıştı.


National Academy of Scinces Atom silahlarının yapılması için çağrıda bulununca ABD Başkanı Franklin Roosevelt meşhur S-1 komitesini kurup, bu komitenin atom bombası araştırmalarını yönetmesini istedi. Bu karar Japonların Pearl Harbor‘u vurmalarından bir gün önceydi, yani 6 Aralık 1941.


Bu işin askeri başkanlığına görevlendirilen General Leslie Richard Groves bir hafta gibi kısa bir sürede projenin en önemli sorunlarını çözmüş ve büyük bir gizlilik içinde New Mexico çölündeki Los Alamos'taki araştırma üssünde ‘Site Y‘ nin inşasına başlamıştı. Burada geniş laboratuarlar ve atölyeler, en gelişmiş teknolojilerle donanacaktı.


Atom silahları araştırma projesine önce Trinity Projesi adı verilmiş, başına da Robert Oppenheimer getirilmişti.


Bir çok önde gelen fizikçi ve teknisyen, takip eden aylar içerisinde Los Alamos‘a getirilmiş ve diğer araştırma ve geliştirme kuruluşları dahil 130.000'den fazla insan, Manhattan Projesi'nde çalışmaya başlamışlardı.


O zamanın beherinde yaklaşık iki milyar dolara mal olmuştu bu proje. (Günümüz değeriyle yaklaşık 25.8 milyar dolar civarında tahmin ediliyor)


University of Chicago’daki metalurji laboratuarında, University of California ve Columbia University‘deki ışın laboratuarlarında, atom bombasında kullanılabilecek Uranyum üretimi çalışmalarına hız verilmişti.


Uranyum madenlerinden 'Uranyum 235' ayrıştırılıyor ve deneme reaktörlerinde nötron bombardımanıyla Plutonium elde ediliyordu.


1942 yılında ilk reaktör, 'Chikago Pile 1' çalışmaya başladı. Burada Nötron bombardımanı ile Plutonyum elde ediliyordu.


1942 yılının ilkbaharında Oppenheimer University of Illinois’den Robert Serber ile birlikte nötron diffüzyonu problemi üzerinde çalışıyordu.


Zincirleme reaksiyonda nötronların davranışı konusu ve zincirleme reaksiyon sonucu oluşacak patlamanın davranış modeli ile ilgili hidrodinamik konuları araştırılıyordu. Elde ettiği sonuçları değerlendirmek ve tartışmak için Oppenheimer, Haziran 1942'de Berkeley'deki University of California'da bir araştırma toplantısı düzenledi. Toplantıya, Hans Bethe (Yıldız merkezlerindeki enerji üretimi çalışmalarıyla meşhur), John H. van Vleck, Edward Teller, Felix Bloch, Richard C. Tolman ve Emil Konopinski katılmışlardı.


Ve atom parçalanması zemininde, bir atom bombası yapılabileceği sonucuna ulaşmışlardı. Zincirleme tepkime için bir kritik kütlenin gerekli olduğu sonucuna da bu toplantıda ulaşılmıştı.


Yani, parçalanan atomlardan açığa çıkan nötronların, zincirleme tepkimenin sürebilmesi için yeterli sayıda Uranyum-235 i parçalayabilmesi gerekiyordu ve bunun için yeterli miktarda patlayıcı maddeye gerek vardı. Kritik kütlenin tanımı başka bir deyişle zincirleme tepkimenin kendiliğinden sürebileceği en küçük kütle miktarı demekti. Zorluk, denetlenebilir bir zincirleme tepkime başlatabilmekteydi.


Bunun için de kritik kütlenin altında kalan büyüklükte iki parça U-235'in basit bir ateşleme yöntemiyle birbirlerine doğru fırlatılarak istenen patlama anında kritik kütleyi oluşturmak yeterliydi. (Gun Type), ya da kritik kütle altındaki Plutonyumun konvansiyonel patlayıcılarla kompressyonu, yani içe göçertilmesi, çökertilmesi yöntemiydi. (İmplosion type)


Edward Teller bir olasılık daha görmüştü;

Atom bombası patlarken oluşacak ısı ve basınç yıldızların merkezindeki gibi bir füzyon oluşturmaya yetebilirdi.


Atom bombasını çevreleyecek / mantolayacak şekilde döteryum ve trisyum kullanılırsa, patlama dalgası bu elementleri füzyona uğratacak ve böylece çok daha fazla enerji açığa çıkmış olacaktı.


Teller’in bu tezi, Bethe’nin savaş öncesi çalışmalarının ürünü olan o meşhur yıldız merkezlerindeki füzyonla ilgili teorilerine dayanıyordu.


Füzyon (kaynaşma) sonucu açığa çıkabilecek enerji, çekidek fission (parçalanması) sonucu ortaya çıkacak enerjiden 8 kat kadar daha fazlaydı.


Böylece Hidrojen bombası da teorik olarak bu toplantıda ortaya atılmış olmuştu.


Ancak Teller’ in bir kaygısı vardı;

Ya bu kadar ısı dünyadaki atmosferi tutuşturursa…


Günümüzde CERN'de yapılan deneylerin dünyanın sonunu getirebileceğini, kara delik benzeri yapıların ortaya çıkıp dünyayı yutabileceğini söyleyen kıyamet tellallarını çağrıştıran bir yaklaşımdı bu.


Her ne kadar Bethe bunun teorik olarak mümkün olamayacağını göstermişse de, yine de Teller’ in içine pek sinmemişti kendi önerisi.


İnsanlık tarihinde herhalde tüm insanlığın kaderini ve geleceğini belirleyen böyle bir fizik toplantısı, ne daha önce ne de daha sonra herhalde yapılmamıştı.


Masrafların % 90'dan fazlası bina ve ekipmanlara, patlayıcı radyoaktif materyalin elde edilmesine harcanmıştı. Araştırma, geliştirme ve bombanın yapımına harcanan para, bu meblağın % 10'undan azdı.


Projenin sonunda Trinity, Little Boy (Hiroşima) Fat Man (Nagazaki) ve kullanılmayan bir yedek bomba ile birlikte toplam 4 tane bomba yapılmıştı.


1945 yılının beherinde, tanesi yaklaşık 500 milyon Dolara mal olmuş 4 tane bomba.



Los Alamos'un 250 km kadar güneyinde White Sands Missile Range'de 16 Temmuz 1945'te saatler tam olarak 05:24'ü gösterirken, ilk başarılı atom bombası patlaması gerçekleştirilmişti.


Bombada Plutonyum kullanılmış ve 21 ton TNT ye eşdeğer enerji açığa çıkmıştı.


Gezegenimizde evrimin ortaya çıkardığı bilinç ve zeka, sadece ırk olarak kendini değil, milyonlarca yıl süren evrim sonucu gezegenimizde ortaya çıkabilmiş bütün canlılığı yok edebilecek güçte bir silahı ortaya çıkarmayı başarmıştı.