FB TW GG PIN NWS

İpek Yolu

İpek Yolu, Çin'den başlayarak Anadolu üzerinden Avrupa'ya kadar uzanan ticaret yoludur. Batı Han hanedanı döneminde Zhang Qian zamanında başlamış olup yüzyıllarca doğuyu batıya bağlayan en büyük ticaret yollarından biri olmuştur. Doğuda Chang'an şehrinden (şimdiki Çin'nin Xian şehri) başlayan hat, iki güzergaha bölünürdü. İpek Yolu'nun güney güzergahı, Dunhuang ve Yangguan geçidinden geçtikten sonra batıya doğru ilerleyerek Kunlun Dağları ve Conglin Dağları'nı aşar, oradan da bugünkü Xinjiang Özerk Bölgesi ve Afganistan'ın kuzeydoğusu, İran ve Arap yarımadası üzerinden Roma İmparatorluğu'na ulaşırdı. Kuzey güzergahı ise, Dunhuang ve Yumen geçidinden geçtikten sonra batıya doğru ilerleyerek Tanrı Dağları'nın güney eteklerinden Conglin Dağları'nı aşar, oradan da Orta Asya üzerinden güney güzergahıyla birleşirdi. Bu iki güzergah, “Kara İpek Yolu” olarak da adlandırılır.


Bu güzergahların dışında pek bilinmeyen Güneybatı İpek Yolu'da bulunmaktaydı. Sichuan eyaleti'nden başlayan bu yol, İravadi Nehrin'den geçerek Burma'nın kuzeyine, oradan da Hindistan'ın kuzeydoğusunda Ganj Irmağı'nı takip ederek İran Platosu'na ulaşırdı. Bilinen en eski İpek Yolu olan bu güzergah Çinli arkeologlar tarafından 1986 yılında keşfedildi.Bu kara İpek Yolları dışında Sri Lanka, Hindistan ve Doğu Afrika'ya uzanan "Deniz İpek Yolu" da bulunduğu söylenmektedir.


Başta eski Çin kültürü olmak üzere birçok kültürün birbirleri ile etkileşime geçmesini sağlayan bu önemli hat, "Doğu ile Batı'nın Dialog Yolu" olarak da adlandırılabilir.


Birçok milletin hayatından önemli bir yere sahip bu ticaret hattı ile Uzak Doğu'dan gelen ipek ve baharat, Batı dünyası için uluslararası bir önem taşımaktadır. Doğu'nun ipeği ve baharatı doğudan batıya doğru ilerleyen bir hareket olmasını sağlamıştır. Bunların dışında porselen, kağıt ve değerli taşların da götürüldüğü belirlenmiştir. Bu uzun hat üzerinde bulunan kervansaraylar ve ticaret kentleri, kültürel etkileşimin en yoğun olduğu yerlerdi. Dinleri, ırkları ve kültürleri 2000 yıl boyunca birbiri ile tanıştırmıştır.


Coğrafi konum nedeniyle Anadolu, eski çağlardan beri batı ile doğu arasındaki köprü olmuştur. Anadolu'da Hitit Dönemi'ne ait bir ticaret yolu olduğu bilinmektedir. Daha sonraki dönemlerde de kullanılan bu yolun İpek Yolu'nın Anadolu üzerindeki hattı olduğu söylenebilir. Heredot Tarihi'nde Sart'tan geçen Susa-Efes kervan yolu üzerinde birçok konaklama yeri olduğu belirtilmiştir. Roma ve Bizans Dönemlerinde bu konaklama yerlerinin seferler için askeri amaçlarla da kullanıldığı bilinmektedir. Bu yol dışıında Ege Kıyıları'nı izleyerk Efes Milet, Karedeniz'de Trabzon ve Sinop, Akdeniz'de Alanya ve Antalya gibi önemli limanlarında ticaret yolu olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır.


Selçuklu Döneminde Anadolu'da Kuzey'de Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Tokat, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul ve Edirne güzergahında; Güney'de ise Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir ,Aksaray ,Konya, Isparta, Denizli ve Antalya güzergahında ticaret yolları bulunmaktaydı. Bu hatlar üzerinde ticareti canlı tutmak için görevliler atanmış ve pazar yerleri kurulmuştu. Issız yolların üzerinde kervansaraylar inşa edilmişti.


Zaman içinde uluslararası ilişkilerin bozulması ve değişen ekonomik yapı neticesinde İpek Yolu giderek önemini kaybetti. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolu hem ticari, hem tarihi hem de kültürel değer olarak canlandırılmak istenmiştir. İpek Yolu seferlerinin tekrar başlaması için çalışmalar başlatılmıştır. Türk Kültür Bakan'lığının da katıldığı bu çalışma ile 22 Şubat 1993 tarihinde yol üzerindeki tarihi yapıların restorasyon ve bakım çalışmaları başlatılmıştır.