FB TW GG PIN NWS

alegorik

alegorik

Alegori: Bir fikrin, davranışın eylemin, duygunun, bir kavramın ya da bir nesnenin simgelerle, sembollerle ifade edilmesi. Bu tarzdaki eserlere de “alegorik” denir.

İnsan yaşamına ve davranışlarına yönelik anlatımlarda sembolik karakterler ve ifadeler kullanılması. Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.

Mecaz (değişmece), teşhis (benzetme) ve istiare (eğretileme) sanatları Alegorinin temelini oluşturur. Alegoride anlatılanlardan çıkarılan ilk ve açık anlamın dışında okuyucunun sezgi yoluyla yorumlayarak bulabileceği gizli anlamlar vardır. Alegorik anlatımların olduğu metinlerde genellikle kişiler ya kusurları ya da erdemleri temsil eder.

Dünya edebiyatında alegorik yapıtlar arasında; George Orwell’ın ünlü Hayvan Çiftliği, Jonathan Swift’in Güliver’in Gezileri ve Dante Alighieri’nin İlâhî Komedya adlı eserleri sayılabilir.

Türk edebiyatında Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı yapıtında da filler sultanı ezenleri; kırmızı sakallı topal karınca da toplumda ezilen, ancak başkaldıran kişileri sembolize eder.

Alegori, bir düşüncenin canlı bir varlık olarak anlatılması. Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek, örneğin adalet düşüncesinin gözü bağlı ve elinde terazi bulunan bir kadınla (Themis) anlatılması gibi.

Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib) Türk edebiyatındaki alegorik eserlerdendir. "Adalet“, "Saadet“, ”Devlet” ve "Akıl” iyi bir devletin nasıl olması gerektiğini tartışır. Bu soyut kavramların insan niteliği ile verilmesi “alegori”dir. Daha çok fabl’larda görülür.

Örneğin, güzel sanatlarda (resim, heykel vb.) adaleti, gözü bağlı ve bir elinde kılıç ötekinde terazi ile sembolize etmek; ölümü bir elinde tırpan bulunan iskelet olarak göstermek, bereket’i başak ile göstermek gibi.

Sözlü ve yazılı anlatımda alegorinin temelini istiare, teşhis (kişileştirme), mecaz sanatları oluşturur. Bir eserin bir kısmı alegorik olabileceği gibi tamamı da alegorik olabilir. Dante Alighieri’nin “İlahi Komedya”sı bunun en ünlü örneğidir. Eski Türk edebiyatında ise Şeyhi’nin “Harname”si, Şeyh Galip’in “Hüsn ü Aşk”ı, örnek gösterilebilir. Yeni Türk edebiyatında Yahya Kemal Beyatlı’in “Sessiz Gemi”, Tevfik Fikret’in “Devenin Başı”, Ahmet Haşim’in “Merdiven” adlı şiirleri alegorinin kullanıldığı yapıtlar arasındadır.

Örnek: SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller. Ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu

Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden. (Yahya Kemal Beyatlı)

Yukarıdaki şiirde Yahya Kemal Beyatlı, ölümden sonra sonsuz bir yolculuğa çıkan ruhu, gemiyle sembolize ederek; ölüm düşüncesini ard arda sıraladığı istiarelerle ifade etmiştir.